İlk 2 yıl içinde nasıl ana-babalık yaptığınız,
çocuğunuzun daha sonraki yıllardaki davranışını büyük bir oranda belirler.
Ana-babalık taahhüdünüz ve çocukluk dönemindeki yatırımınız, ileriki
yıllarda problemlerin önlenmesine yardımcı olacak güçlü bir ana-baba-çocuk
bağlılığını yaratır. Süt çocukluğu, sevgi ve güven bağlarının ve çevreye
güvenmenin oluştuğu kritik bir dönemdir. Bir çocuk sevgisini ve güvenini,
kederini ve mutluluğunu ifade edebilmek için bütün yeteneklere sahiptir. Süt
çocukluğu ayrıca olumsuz ana-babalık davranışlarından en kolay yara alındığı
bir dönemdir.
Kişilik özellikleri, bebeğin temel bakımını üstlenen kişiden, genellikle
anneden gelen davranış modellerinden etkilenir. Eğer çocuk temel bakımını
sağlayan kişiden tutarlı ve olumlu veri alırsa, bu kişiyi ve çevresini
sevmeyi ve güvenmeyi öğrenir. Ayrıca olumlu bir kişilik imajı geliştirmeye
başlar.
Farz edin ki bir çocuk devamlı kendisine bakan kişiden olumsuz veri alıyor.
Örneğin, acıktığında beslenmiyor veya ağladığında teselli edilmiyor. Çeşitli
durumlarda ne bekleyeceğini bilemeden büyüyor ve dünyanın rahatlatıcı bir
yer olmadığını öğreniyor. Bu çocuğun, Selma Fraiberg’in yoksunluk bulguları
diye adlandırdığı hastalıklar (saldırganlık ve nefret gibi) geliştirme
olasılığı yüksek bir risktir. “Ego”nun bu hastalıkları, şekillendirici ilk
18 ayda başlar. Güvenmeyi hiç öğrenmemiş bir çocuğun üstünde bu etkilerin
nasıl çığ gibi büyüdüğünü hayal edebilir misiniz? Bunlar ömür boyu sürebilir
ve sonraki yıllarda çocuğun bu kusurlu ana-baba modeli kendi ana-babalığına
yansıyabilir.
Ana-babalık ile ilgili açıklamak istediğim bazı yanlış fikirler,
ana-babalığın ilk 2 yılında var olur. Öncelikle, bir çocuğu
“şımartamazsınız”. Bu terim bütün bebek kitaplarından sonsuza kadar
çıkarılmalıdır. Şımarık çürüğü ima eder. Çok fazla sevgi yüzünden bir
çocuğun çürüğe döndüğünü hiç gördünüz mü? Fazla beğeni ve sevginin
(düşkünlüğün) çocuğu “kibirli” yapacağı düşüncesi veya ana-babaya çok düşkün
olmanın onu “çok bağımlı” yapabileceği düşünceleri yanlış anlaşılmaktadır.
Aslında tam tersi doğrudur. Çocuklar sevgi ve düşkünlük atmosferinde iyi
gelişirler. Güven içinde büyürler ve hazır olduklarında bağımsız ve kendine
güvenen çocuklar olurlar.
Ana-babalar sık sık “Çocuğumun beni kullanmasını, manipüle etmesini
istemiyorum” derler. Bu yanlış anlama, yetişkin değerlerini küçük bir çocuğa
atfetmenizden oluşur. Yetişkinler cognitive (bilişsel) seviyede hareket
ederler; çocuklar temel olarak refleks seviyesinde hareket ederler.
“İstediğimi alana kadar bağıracağım” diye düşünmez. Aksine, davranışı, onun
duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını yansıtan refleksleridir. Hayır, ele
geçirilmediniz, onun gerçekten size ihtiyacı var.
Ana-babalar: bebeğinizi ve kendinizi dinlemekten korkmayın. Bir bebeğin
ağlaması, bebeğin yaşaması ve annenin gelişimi için hazırlanmış tek özel
sinyaldir. Bir anne, biyolojik olarak, bebeğinin ağlamasını dinleyip tepki
verecek şekilde yaratılmıştır. Örneğin, bir anne bebeğinin ağlamasını
duyduğunda memelerine giden kan akımı artar ve buna bebeğini alıp emzirme
biyolojik dürtüsü eşlik eder. Sezgisel ve kısıtlanmaksızın tepki vermekle,
anne bebeğine karşı bir duyarlılık oluşturur. Zaman içinde anne bebeğine
karşı daha duyarlı olur ve bebek “daha iyi ağlamayı”, yani ağlamadan
iletişim kurmayı öğrenir.
"Fakat her ağladığında kucağıma alırsam ve devamlı kucağımda taşırsam
bebeğim çok bağımlı olmaz mı?” sorusu yeni ana-babaların ortak korkusudur.
Yeni araştırmalar bu bağımlılık korkusuna biraz ışık tutmuştur. Araştırmalar
göstermiştir ki ağlamalarına anında cevap verilen çocuklar büyüdükçe daha az
ağlayıp sızlanmaktadırlar. Askılarda (kanguru) taşınan bebekler “kucak”
bebeği olmayan çocuklardan yaklaşık yüzde elli daha az ağlarlar.
Bebekleri için zenginleştirilmiş bir çevre yaratmaya motive olmuş
ana-babalar: yeni pek çok çalışma bir çocuğun cognitive (bilişsel)
gelişimini etkileyen en önemli tek faktörün bebeğin işaretlerine bakımını
üstlenen kişinin cevap vermesi olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bebeğe karşı
açık ve cevap vermeye hazır olmak sadece bebek için iyi değildir;
ana-babalar da bundan faydalanırlar. Çocuk gelişimi araştırmacıları
odaklarını genişletiyorlar ve ana-babalar ve bebek birlikte uyum içindelerse
bebeğin ana-babayı geliştirdiğinin farkına varıyorlar. Ana-babalık ilişikisi,
ana-babaların ve bebeğin birbirlerindeki en iyi şeyleri ortaya çıkarmasına
yardımcı oluyor. Ana-babalık kariyerinize giriştiğinizde elde etmenizi
istediğim üç hedef var: bebeğinizi tanımanız, bebeğinizin kendisini iyi
hissetmesine yardımcı olmanız ve bebeğinizin gerçekten zevkine varmanız.